İLAHİ ŞİFA RAHMETİ

TEK ŞİFA KAYNAĞI ALLAH(C.C)'IN ADIYLA
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» HAKSIZ YERE HAPİSTEN KURTULMAK İÇİN
Çarş. Haz. 02, 2010 2:51 am tarafından bilalhoca

» HER HASTALIĞA ŞİFASI KESİN OLAN BİR ÖRNEK DUA (HEDİYEM)
Çarş. Haz. 02, 2010 2:35 am tarafından bilalhoca

» YILDIZLAR BURÇLAR VE YILDIZNAME SAHTEKARLIĞI
Ptsi Mayıs 31, 2010 1:27 am tarafından bilalhoca

» HER TÜRLÜ KAZA VE BELADAN KORUNMAK İÇİN
Ptsi Mayıs 31, 2010 1:13 am tarafından bilalhoca

» DARGINLARIN BARIŞMASI İÇİN
Ptsi Mayıs 31, 2010 1:12 am tarafından bilalhoca

» KARI VE KOCA GEÇİMSİZLİĞİNİ ÖNLEME İÇİN
Ptsi Mayıs 31, 2010 1:11 am tarafından bilalhoca

» GENEL HASTALIKLAR İÇİN
Ptsi Mayıs 31, 2010 1:10 am tarafından bilalhoca

» BAŞ AĞRILARI İÇİN DUA
Ptsi Mayıs 31, 2010 1:09 am tarafından bilalhoca

» AĞRI VE SIZILAR İÇİN AYETLER VE DUA
Ptsi Mayıs 31, 2010 1:09 am tarafından bilalhoca

Temmuz 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
     12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31      
TakvimTakvim
Sosyal yer imi
Sosyal yer imi Digg  Sosyal yer imi Delicious  Sosyal yer imi Reddit  Sosyal yer imi Stumbleupon  Sosyal yer imi Slashdot  Sosyal yer imi Yahoo  Sosyal yer imi Google  Sosyal yer imi Blinklist  Sosyal yer imi Blogmarks  Sosyal yer imi Technorati  

Sosyal bookmarking sitesinde İLAHİ ŞİFA RAHMETİ adresi saklayın ve paylaşın

Sosyal bookmarking sitesinde İLAHİ ŞİFA RAHMETİ adresi saklayın ve paylaşın

Paylaş | 
 

 NÜŞRE VE HÜKMÜ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
bilalhoca
HAVAS
avatar

Mesaj Sayısı : 109
Kayıt tarihi : 11/05/10
Yaş : 51
Nerden : Denizli

MesajKonu: NÜŞRE VE HÜKMÜ   Ptsi Mayıs 31, 2010 12:32 am

Nüşre Ya da Sihir Yapılan Kişideki Sihri Yine Bir
Sihirle Çözmek
Tanımı: « النشرة :nüşre», bir rukye ve tedavi türü olup
onunla cin çarptığı sanılan kişiler tedavi edilir. Ona “nüşre”
denilmiştir, zira o, hastayı saran rahatsızlığı açıp ortadan
kaldırır. Hasan-ı Basrî: “Nüşre, sihirdendir”, demiştir.(240)
Bir hadiste Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e nüşre hakkında
soru sorulmuş, o da şöyle buyurmuştur: “O, şeytan
işlerinden biridir.”(241)
Nüşrenin hükmü: Fakihler, bu konuda ihtilaf etmiş ve
iki ayrı görüş belirtmişlerdir:
1. Birinci görüş: Sihri benzeri bir sihirle çözmek
haramdır, caiz değildir. Çünkü o da bir sihirdir ve sihrin
haram olduğu konusundaki deliller -ki bunlar daha
önce geçmişti- onun hakkında da geçerlidir. Bu görüş İbn
Mes’ûd, Hasan-ı Basrî(242) ve İbn Sîrîn’den nakledilmiştir. İbnu’l-Kayyim de bu görüşü benimsemiştir. İmam Ahmed
ise bu konuda herhangi bir görüş belirtmemiştir.(243)
Hasan-ı Basrî’den: “Sihri ancak büyücü çözer” dediği
rivâyet edilmiştir. Diğer bir rivâyete göre Muhammed
b. Sîrîn’e büyücülerin eziyet ettikleri bir kadının durumu
sorulmuş, orada bulunan bir adam söze karışarak: “Ben
(böyle durumlarda) hastanın üzerine bir çizgi çizer, çizginin
üzerine de bıçak batırır ve Kur’ân okurum.” demiştir.
Bunun üzerine İbn Sîrîn: “Kur’ân okumanın herhangi bir
sakıncası olmadığını biliyorum. Ancak çizgi ve bıçak hakkında
bir bilgim yok.” demiştir.
İbnu’l-Kayyim ise şöyle der: “Sihrin benzeri bir sihirle
çözülmesi şeytan işlerindendir. Zira sihri çözen ve çözdüren,
sevdiği bir işi yapmak sûretiyle şeytanla yakınlık
kurarlar. Böylece şeytan da sihir yapılmış kişi üzerindeki
tesirine son verir.”(244)
2. İkinci görüş: Sihrin, küfür ya da günah içermeyen
bir sihirle çözülmesi caizdir. Buharî, Katâde’den şöyle
rivâyet etmiştir: “Saîd b. el-Museyyeb’e sordum: Bir adama
sihir yapılmış ya da o, hanımına yaklaşamıyor; bu adam
için nüşre yapılabilir ya da sihir çözülebilir mi? O da şöyle
cevap verdi: Bunda bir sakınca yoktur. Zira bunu yapanların
amacı ıslah edip düzeltmektir. Faydalı olan bir şey ise
yasaklanmaz.” Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde de iki görüş mevcuttur.
Ruhaybânî şöyle der: Sihrin sihirle çözülmesi, zaruretten
dolayı caizdir. Mezhepte esas olan görüş de budur.
el-Muğnî sahibi ise şöyle der: Ahmed b. Hanbel, sihri
çözme konusunda bir şey söylememiştir. Ancak o, bunun
caiz olduğu görüşüne meyillidir.”(245)
Hâfız el-Hakemî ise şöyle der:
“Eğer sihri benzeri bir sihirle çözmenin caiz olduğu
söylenecek olursa bu, sihrin öğrenilmesine ve daha fazla
yapılmasına yol açar. Bu sebepledir ki, pek çok günahkâr
büyücünün, onları engelleyecek bir kılıcın/cezanın olmadığı
dönemlerde sevdikleri ya da sevmedikleri her insana
sihir yaptıklarını görürsün. Ki o insanlar, sihri çözmesi
için onlara gitmeye mecbur kalsın ve onlar da bu sayede
haksız bir şekilde insanların paralarını alsınlar, böylece de
insanların hem malları hem dinleri üzerinde hâkimiyet
kurabilsinler. Allah’tan afiyet dileriz.”(246)
Nüşreyle ilgili zikri geçen iki görüşe iki görüş daha ekleyecek
olursak, bu konuda toplam dört görüş ortaya çıkmış
olur. Şöyle ki:
1. Haram
2. Belli şartlar altında caiz.
3. Mekruh.
Katâde şöyle demiştir: Hasan-ı Basrî sihrin sihirle çözülmesini
hoş görmez ve “Bunu ancak büyücü bilebilir”,
derdi. 4. Sakıncası yoktur.
Bu Şâfiîlerin görüşüdür. Aynı zamanda Saîd b. el-
Museyyeb, bir rivâyette İmam Ahmed, Âmir eş-Şa’bî, Râzî,
Zeydiyye vb. de bu görüştedir.
Bu konuda belirtilen dört görüşü incelediğimizde şu
neticeye varıyoruz: Hanefî ve Mâlikî âlimler, sihrin küfür
olduğunu dolayısıyla da küfrün küfürle tedavi edilemeyeceğini
ve yine zararın, benzeri bir zararla giderilemeyeceğini
ileri sürerek sihrin sihirle çözülmesine cevaz vermemişlerdir.
Geri kalan âlimlere gelince, onlardan bazıları bu konuda
kesin bir şey söylememiş, ancak zaruret halinde caiz
olacağı görüşüne meyletmiştir. Zira burada amaç sihri çözmek
sûretiyle sihir yapılmış olan kişiden bir zararı bertaraf
etmektir. Nitekim: “Kimin din kardeşine fayda sağlamaya
gücü yetiyorsa onu yapsın” buyrulmuştur.
Bazıları da bunda hiçbir sakınca görmemiştir. Zira
bazı sihir çeşitleri vardır ki, sadece benzeri bir sihirle çözülebilmektedir.
Onlar bu konuda: “Küfrü anlatan kişi aslen
kâfir olmaz” görüşüne dayanmışlardır.(247)
İbnu’l-Kayyim rahmetullahi aleyh şöyle demektedir:
“Nüşre, sihir yapılmış kişideki sihri çözmek demektir.
İki çeşidi vardır:
Birincisi, sihri benzeri bir sihirle çözmektir ki bu, şeytan
işlerindendir. Hasan-ı Basrî’nin sözü de bu sihir çözmetürüne hamledilir. Zira sihri çözen ve çözdüren, sevdiği
bir işi yapmak sûretiyle şeytanla yakınlık kurarlar. Böylece
şeytan da sihir yapılmış kişi üzerindeki etkisine son verir.
İkincisi, sihri mubah olan rukye, sığınma duaları ve
ilaçlarla çözmektir. Bu ise caizdir.”(248)
Bu konuya son verirken taşıdığı önem dolasıyla Şeyh
Muhammed b. Sâlih el-'Useymîn’in [Kitabu’t-Tevhîd’e yazdığı
şerhte yer alan] nüşre babındaki yazısına yer vereceğiz:
“Nüşre, sihri çözme yollarından biri olup iki çeşittir:
1. Sihri sihirle çözmek.
2. Şeytanlardan yardım alarak çözmek.
Eğer sihri çözen kişi, şirke bulaşmadan şeytanlardan
yardım alamıyorsa yaptığı bu iş, şirktir ya da duruma göre
(en azından) günahtır.
Eğer sihir, sihirle çözülür ve bu sihir de bir takım ilaçlar,
rukyeler, düğüm atma, üfleme vb. yollarla yapılırsa bu
iş haramdır, ancak şirk değildir. Eğer sihir şeytanlardan
yardım alarak yapılırsa, bunun durumu da ilki gibidir.
Bazı insanların yaptığı “kurşun dökme” işi de bu kısma
girer. Zira onlar, sihir yapılmış olan kişinin başının üstünde
içinde su bulunan bir tas tutup içine kurşun dökerler
ve sihir yapan kişinin yüzünün döktükleri kurşunun içinde
görüneceğini iddia ederler. Böylece kimin sihir yaptığı
ortaya çıkmış olur. İmam Ahmed’e nüşre hakkında soru sorulmuş, o da
“Bazıları onun caiz olduğunu söylemişlerdir” cevabını
vermiştir. Bunun üzerine ona: Bazı insanlar, bir kabın içine
su koyuyorlar ve sihir yapılan kişi o suya girip çıkınca
sihir yapanın yüzü suyun üzerinde görünüyor, denilince,
elini silkerek: “Bunun ne olduğunu bilmiyorum, bunun ne
olduğunu bilmiyorum” demiştir. Sanki o, bu konu hakkında
kesin bir şey söylemekten çekinmiştir.
[Metin:] Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e nüşre
hakkında soru sorulunca “O, şeytan işlerindendir.”(249) buyurmuştur.
Bu hadisi İmam Ahmed -ceyyid bir senedle- ve
Ebû Dâvûd rivâyet etmiştir.
Nüşre, şeytanlar aracılığıyla da yapılabilir, şeytanlardan
yardım alınmadan da yapılabilir. Bu son şekle bazı
ilim adamları cevaz vermişlerdir. Ancak doğru olan onun
haram olduğudur.
[Şerh:] “Bu hadisi İmam Ahmed -ceyyid bir senedle-
ve Ebû Dâvûd rivâyet etmiştir.” Ebû Dâvûd’un İmam
Ahmed’e ulaşan senedi muttasıldır. Zira o, İmam Ahmed’e
yetişmiş ve ondan hadis dinlemiştir.
Bu hadiste Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem nüşrenin
hükmünü açıklamış ve onun şeytan işi olduğunu ifade
etmiştir. Onun bu ifadesi “nüşre haramdır” sözü yerine
geçer. Hatta bu ifadesi, “nüşre haramdır” sözünden daha
ağırdır. Çünkü nüşreyi şeytanların işi olarak ifade etmesi, onun çirkin ve iğrenç bir iş olduğunu gösterir. Dolayısıyla
da nüşre haramdır.
Ayrıca naslar, bir şeyin haram olduğunu ifade ederken
sadece: “Bu haramdır” demekle yetinmez. Aksine bir
iş hakkında cezadan söz ederse ya da onu Allah katında
hoş olmayan bir işle beraber zikrederse bu, o işin haram
olduğunu gösterir.
Buharî, Katâde’den şöyle rivâyet etmiştir: “Saîd b.
el-Museyyeb’e sordum: Bir adama sihir yapılmış ya da o,
hanımına yaklaşamıyor. Bu adam için nüşre yapılabilir ya
da sihir çözülebilir mi? O da şöyle cevap verdi: Bunda bir
sakınca yoktur. Zira bunu yapanların amacı ıslah edip düzeltmektir.
Faydalı olan bir şey ise yasaklanmaz.”(250)
“Bir adama sihir yapılmış” ifadesinde geçen “ طِبٌّ : tıp”
kelimesi “sihir” demektir. Bilindiği üzere tıp, hastalığı iyileştirmek
anlamına gelir. Ancak sihre tefâül (olaylara iyi
yönden bakma, hayra yorma) bâbından bu ad verilmiştir.
Yine “ اللديغ : ledîğ”e (akrep, yılan vb. zehirli haşeratın soktuğu
kimseye) “ السليم selîm : iyi, sağlıklı”; “ الكسير : kesîr”e
(kırığa) de “ الجبير : cebîr : kaynamış, iyileşmiş” denmesi de
böyledir.
“Ya da o, hanımına yaklaşamıyor” ifadesi, herhangi
bir rahatsızlığı olmayan adamın hanımıyla cinsel ilişki kuramaması,
bağlanması alamındadır. Bu, bir çeşit sihirdir.
Garip olan şudur ki bu sihir, insanlar arasında yaygındır ve
şöyle bilinmektedir: Nikâh akdi esnasında birisi tam nikâhkıyılırken bir düğüm atarsa damat bağlanır. Hatta bazıları
işi daha ileri götürüp şöyle demişlerdir: Nikâh akdi esnasında
birisi parmaklarını birbirine geçirirse, damat bağlanır.
Bunun aslı olduğunu zannetmiyorum. Zira (eğer öyle
bir şey varsa) parmakların birbirine geçirilmesi, karı ile
kocayı birbirine bağlaması gerekir.
Öyle ya da böyle damat ya da kocanın bağlanması çok
vuku bulmakta ve insanlar buna bir çare aramaktadırlar.
Bazı ilim adamları şöyle demiştir: Bunun tedavi yollarından
biri, kocanın karısını boşayıp sonra tekrar ona dönmesidir.
Böylece sihir çözülmüş olur. Ancak ben bunun
doğru olup olmadığını bilmiyorum. Eğer doğruysa, bu boşama
caizdir. Çünkü o, evliliğin devamı için yapılan tedavi
niteliğinde bir boşamadır. Ancak biz, bunun caiz olduğu
konusunda fetva vermiyoruz. Aksine bu konuda herhangi
bir bilgiye sahip değiliz, diyoruz.
“Ya da o, hanımına yaklaşamıyor” ifadesindeki “ya da”
kelimesi, konuşanın şüpheye düştüğü anlamına gelebilir.
Yani, “ya da şöyle sordum…” demektir. Yine bu kelime,
söze çeşitlilik katmak amacıyla da olabilir. Yani: “Ben ona
iki konuda soru sordum: Sihir yapılmış kişi ve hanımına
yaklaşamayan kişi hakkında” demektir.
“Bu adam için nüşre yapılabilir ya da sihir çözülebilir
mi?” ifadesinde geçen “ya da” kelimesi ise konuşanın şüpheye
düştüğüne delâlet eder. Çünkü nüşre ve sihri çözmek
aynı anlamdadır.
“Bunda bir sakınca yoktur. Zira bunu yapanların amacı
ıslah edip düzeltmektir.” ifadesine gelince, sanki İbnu’lMuseyyeb rahmetullahi aleyh bu sözüyle şunu anlatmak istemektedir:
Sihir iki kısımdır: Zararlı sihir, faydalı sihir.
Zararlı olan sihir: “Onlar, kendilerine fayda veren değil zarar
veren şeyleri öğreniyorlar.”(251) âyeti dolayısıyla haramdır.
Faydalı olan sihirde ise bir sakınca yoktur. Rivâyetin
zâhirinden bu anlaşılmaktadır. Nitekim mezhebimizin
fakihleri de bu görüşü benimsemiş ve zaruretten dolayı
sihrin sihirle çözülmesi caizdir, demişlerdir.
Bazı ilim adamları ise sihrin sihirle çözülmesinin caiz
olmadığını söylemişlerdir. İbnu’l-Museyyeb’den gelen bu
rivâyette ise sihir olup olmadığı bilinmeyen sihir çözme
şekillerinin kastedildiği yorumunu yapmışlar ve eğer yapılan
çözme işinin sihir olduğu anlaşılırsa caiz olmaz, demişlerdir.
Hiç şüphesiz İbnu’l-Museyyeb’in sözü hakkında yapılan
bu yorum, doğru olabileceği gibi yanlış olma ihtimaline
de açıktır. Yani İbnu’l-Museyyeb rahmetullahi aleyh bu
sözüyle sihrin sihirle çözülmesinin caiz olduğunu kastetmiş
de olabilir. Ancak ne olursa olsun, İbnu’l-Museyyeb’in
ya da ondan daha üstün olup sözü hüccet kabul edilen bir
başkasının bu işi caiz görmesi, o işin Allah’ın hükmünde
de caiz olduğu anlamını taşımaz. Bunun anlaşılabilmesi
için o işi, Kitap ve Sünnet'e arz edip hükmünü orada araştırmak
gerekir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e
nüşre hakkında soru sorulmuş ve o da: “Nüşre, şeytan işlerindendir.”
buyurmuştur. Sahabe ya da tabiinden birinin
herhangi bir konuda hata etmesine şaşmamak gerekir. Zira o, bu konuda mazur sayılır.
Ulemanın görüşlerine göre sihrin sihirle çözülmesi üç
şekilde olmaktadır. Bunları Şeyh Süleyman şerhinde şöyle
zikretmiştir:
1. Birincisi, sihrin sihirle çözülmesidir ki bu haramdır.
2. İkinci şekli, sihrin mubah bir ilaçla, Kur’ân’la ya da
meşru dualarla çözülmesidir. Bu ise caizdir. Zira “Allah,
yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı.”(252) âyet-i
kerimesinin kapsamlı anlamı buna delildir.
Biz, eğer bu işte bir fayda görürsek onu yaparız. Çünkü
maddî ilaçların deva olduğu ya vahiy yoluyla ya da
tecrübe yoluyla bilinebilir. Vahiy yoluyla bilinen kısma örnek
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in şu sözüdür: “Yer
mantarı (İsrailoğullarına mucize olarak gökten indirilen)
kudret helvasındandır. Suyu da göze şifadır.”(253) Yine bal
da deva olduğu vahiy yoluyla bilinen ilaçlardandır. Nitekim
Allah teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Balda insanlar için
şifa vardır.”(254)
Tecrübeyle bilinen ilaçlara gelince onlar gerçekten
çoktur. Nitekim günümüzde kulanılan ilaçların çoğu böyledir.
3. Üçüncüsü, sihri haram mı mubah mı olduğu bilinmeyen
bir yolla çözmektir. Bazıları İbnu’l-Museyyeb’in sö-zünü bu kısma yani haram olup olmadığı bilinmeyen sihir
çözme şekline yormuşlar ve faydalı olduğu sürece mubahtır
demişlerdir. Biz de onun haram kısma girdiği konusunda
şüpheliyiz. Zira ondaki şüphe ortadan kalkar ve onun
mubah olduğuna hükmedilebilir. Çünkü dinde şöyle bir
kural vardır: Hakkında açık bilgi bulunmayan şeyler, ihtiyaç
dolayısıyla mubah olur. Takva bâbından kaçınılması
gereken işlere gelince onlar da -haram oldukları kesin olmadığı
için- ihtiyaç dolayısıyla mubah olur.
İbnu’l-Kayyim de nüşrenin iki çeşit olduğunu belirtir
ve İbnu’l-Museyyeb’in sözünü mubah olan ikinci kısma
yorar.”(255)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ilmihavas.dialog.tv
 
NÜŞRE VE HÜKMÜ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İLAHİ ŞİFA RAHMETİ :: ASLI OLMAYAN SAHTE UYDURMA İLİMLER ve BÜYÜCÜLER-
Buraya geçin: